Ana Sayfa | Oyuncular  | Sinopsis | Fotoğraflar | Videolar | İletişim

" 2006’da Salamanca’da Flemenkçe olarak ilk oynandığında eleştirmenleri
üçe  bölmesiyle büyük yankı uyandıran bu oyun, Nezih Edip Gaydalı’nın
simültane tercümesiyle Türk seyircisiyle buluşuyor… "
 



    Asım Can Yılmaz

    22 yıl aradan sonra Böyle Saçmalık Görmediniz oyunuyla tekrar sahnelere dönen ele avuca sığmaz oyuncu üçüncü cemre tadında. Her an bir yere düşecek-kayacak gibi. Hayranları da onu tekrar kaybetmeye hiç niyetli değil. Sahnede göründüğü an usta oyuncu Yılmaz’a özgü çıkardıkları garip seslerle ona olan sevgililerini gösteriyor, hatta aşırıya kaçıp zaman zaman oyunu bile bölüyorlar.

    5 ve 6 yaşlarında Hansen ile Gratel’deki Hansen’in en yakın arkadaşı Olis Radebe rolüyle iki sene üst üste “yılın çocuk sanatçısı” seçilen Asım Can Yılmaz, Hansen ve Gratel’in döktüğü ekmek kırıntılarını kirpikleriyle toplama sahnesiyle uzun süre hafızalardan silinmemişti. Sonra sahnelere küstü. Bıraktı. Ama şimdi tekrar aramızda… Kaybolan yıllarını en iyi onun sözleri açıklıyor; “Sahneye küsmek, aşık olduğunuz kişiyi burnundan öpememek gibi. İkisini de her hatırladığınızda omurilik soğanınız sızlıyor.”


    Erman Odabaş

    Kurallara sıkı sıkıya bağlı insanlar bazıları tarafından sevilmez… İnandıkları, doğru bildikleri için savaşanlar, onu koruyup bir sonraki nesle bırakmayı amaçlayanlar bazıları tarafından geri kafalı olmakla suçlanır. Gelenekleri yaşatmaya çalışan insanlar bazıları tarafından alay malzemesi olarak kullanılır. Erman Odabaş’tan söz ediyoruz. Tiyatronun tiyatro gibi oynanmasına neredeyse hayatını adadı. Anadolu’nun her köşesini karış karış gezerek postacının bile uğramadığı ücra köylerde dolandı durdu 6 yıl. Devlet yardımı olmadan yaptı üstelik bunu. Tek amacı, hayatında tiyatro görmemiş insanlara ve özellikle de çocuklara tiyatronun ne olduğunu göstermek, tiyatrodaki dejenerasyonu önlemekti. Eşi dostu başta olmak üzere birçok şey kaybetti bu yüzden.

    Karden Sonay’ın onun için yazdığı “Tiyatrodan Çıkar Çıkmaz” kitabında bu dönem için şöyle diyor Odabaş,  “O günlere dönüp baktığımda şunu düşünüyorum; Bir daha yapar mıydım aynı şeyi? Bir daha yapar mıydım? Hep bu soruyu soruyorum kendime. Ve verdiğim cevap hiç değişmiyor. Yaparsın be Erman… Yine aynı şeyi yaparsın… O çocukların gözlerindeki golf stream akıntısını gördün ya sen artık uslanmazsın” İşte böyle bir sanatçı Erman Odabaş…


    Can Kaya

    (1988- ? )

    “Unutmadık… Unutturmayacağız…”

 


    Meltem Gergin

    Son üç şükran gününü de Amerika’nın Conneticut eyaletinde amcasının çiftliğinde geçiren Meltem Gergin, ülkemize yeni yeni uyum sağladığını söylüyor. Tabii bu sözlerini mütevazi kişiliğine yormak gerek. Bunun başka bir açıklaması olamaz çünkü.  Zira Massachusetts’teki “Purple Orange” yortusunda Dehov’un “Elmalı Bahçe” oyunundaki “Martha” rolüyle üç dalda ödül alan Gergin, burada da benzer bir alçak gönüllük sergileyerek ödülü kasabanın şerif yardımcısına ithaf etmişti.

    12 yaşında Türkiye’den ayrılıp Meksika’ya kaçan, daha sonra başta Panama, Sudan, Filipinler olmak üzere birçok ülkede gezici tiyatrosuyla bulunan sanatçı, oyunculuk yaşamını bundan sonra Türkiye’de sürdürme ihtimali yüksek.

    Meksika’nın Guadalajara şehrinde yaşayan ve sadece bu oyun için ülkemize gelen Gergin, gala gecesi domuz gribi yüzünden hayatını kaybeden kahyası, dadısı, seyis yamağı, peder Almilov ve üç domuzunun haberiyle sarsılmasına rağmen muhteşem bir performans sergilemişti. Oyun sonrası gözyaşlarını tutamayarak, “Show must go on… İçim kan ağlasa da devam etmeliydim. Biz böyle gördük çünkü. Siz gülerken, alkışlarken ben…” deyip sözlerini tamamlayamadı. Meltem Gergin’e yakın kaynaklar bir daha Meksika’ya dönmesinin zor olduğunu söylüyor.


    Murat Diler

    “Yan Mahallenin Oğlanları” dizisindeki “Oğlak Samim”rolüyle her hafta evlerimize konuk olarak tüm Türkiye’ye kendini sevdirmeyi başaran, özellikle de nalburlar tarafından aşırı ilgi gören Murat Diler, bu sefer bambaşka bir karakterle izleyicilerin karşısında. Kendine has mimikleri, jestleri ve tonlamalarıyla sahne oyunculuğunu çok farklı bir yere taşıdığı konusunda eleştirmenler hemfikir. Marjinal yaşam tarzıyla sık sık basına malzeme olan sanatçı, uzun yıllar Hollanda’da yaşadığı için oyunculuk tekniği olarak Willem 2 akademisi ekolünden bir hayli etkilenmiş. Aksanlı ve yumuşak konuşması da yine aynı şekilde Hollanda’da yaşadıklarından kalma… Ve hayranları da asıl bu özelliğine deli oluyor…

BSG 2009 ©  Tüm hakları saklıdır.